|
|
 |
« :» |
|
Yaşamalı insan gerçek anlamda yaşamalı, yapmalı kendisi için yapmalı. Zor biliyorum. Ama denemeli. Her zaman yapılamayacak birşey tabiki, ancak sık sık yaşadığını hissetmeli. Soluduğu havayı fark etmeli, doğayı, yeşili, dünyadaki diğer canlıları, sahip olduklarını, sahip olamadıklarını, renklerin güzelliğini, sohbet etmenin güzelliğini, yalnız başına kalmanın güzelliğini, yeni demlenmiş çayın güzel kokusunu, yediği şeylerin tatlarını, evinin rahatlığını.... Bu liste daha çook uzar. Hayatın ritmine kaptırmış giderken bu uzun listenin sadece bir kaçının farkına varabiliyor insan. O kadar hızlı ve bir o kadar gereksiz meşguliyetlerle geçiriyoruz ki hayatımızı; hep olması, yapılması gerekenlere odaklanınca insan yaşadığını ne yapmak istediğini unutuveriyor ve klasik cümleler ardı sıra söyleniyor. ''Hayat çok hızlı akıyor, zaman çabuk geçiyor'' diye. Aslında zaman diye birşey yok, evet evet varoluşta zaman diye bir kavram yoktu bence. Zaman daha sonradan insanların kendi hayatlarını veya toplumsal hayatı düzenlemek için oluşturdukları kavram ve biz bu kavramın peşi sıra koşan insan toplulukları haline geldik. Ben zamanın gereksiz olduğundan bahsetmiyorum, sadece bir şeylere sıkıştırılmanın zorluğundan belkide kötülüğünden bahsediyorum.
Asıl olan insanın kendisidir... Ne istediğidir... Koşullar, günümüz hayat zorlukları dememeli, gerçekten ne istediğini bilmelisi ve bunu yapabilecek cesarete sahip olması ve en önemlisi isteğine ulaşmak için ödeyeceği bedelleri bilip bunları kabullenmesidir. Eğer bu bedelleri ödemeye hazırsanız isteğiniz, ödediğiniz bedellerin sonunda sizi hali hazırda beklemektedir. Şunu istiyorum ama yanında bunu da istiyorum, ben her ikisini de istiyorum derseniniz ve şayet isteğiniz için birinden vazgeçmeniz gerekiyorsa gerçek isteğinizi tercih edip bedeli olarak diğer isteğinizden vazgeçip gerçek isteğinize sahip olun. Aksi takdirde cümlenin başında söylediğim ben her ikisinde istiyorum seçeneklerinin ikisine de sahip olamaz ve tüm hayatınız boyunca sadece isteyen hep isteyen insan olarak mutsuz bir hayat yaşarsınız.
Hayatımla veya kendimle ilgili şunu yapmak istiyorum ama ailem, ekonomik koşullar, ülke şartları vb... bir sürü nedenden yapamıyorum diyor ve isteğimizden vazgeçiyorsak o yapmak istediğimiz şey sadece olmasını arzu ettiğimiz şeydir, gerçekten istediğimiz şey değildir. Emin olun bizden daha kötü koşullara (bulunduğu aile, ekonomik koşullar, ülke şartları aynı veya daha kötü durumda) sahip başka birileri bizimle aynı isteğe sahip başka kişiler, isteklerine gerçekten istedikleri için sahip olmuşlardır. Biz bunun sihirli bir dokunuşla gerçekleşmesini beklerken, onlar ödenmesi gereken bedelleri ödemiş ve isteklerine ulaşmışlardır. Burada ödenen bedeller diye kastettiğim aslında gerekli isteğe, cesarete, gayrete sahip olmak ve EMEK vermek.
Şayet gerçekten istiyorsak bu istek için ödenmeyecek bedel yoktur... Bedelleri ödemek istemiyorsak bahanelere başvurur ve isteğimizden vaz geçeriz. Zaten bahaneler yüzünden isteğimizden vaz geçtiysek demek ki gerçekten istememişizdir. Bu noktada diyebiliriz ki İSTEK çok güçlü bir duygu. İstemek 'bedel ödemek' demek. Bedelini hesap etmeksizin istemek demek. İsteğin şiddeti arttıkça ödenecek bedelin miktarının da artacağını bilmek demek. Hayatta kolayca istediklerimiz olsa zaten elde ettiklerimiz bizim için değerli olmazdı. Dikkat edin hayatınızda bir bedel ödeyerek sahip olduğunuz şeyler sizin için her zaman daha değerlidir.
Bedeller her zaman istenilen şeyler için ödenmiyor, bazende yaptığımız hataların bedellerini ödeyebiliyoruz. Hayatın her alanında iyi ve kötü deneyimlerimizin mutlaka bedelini ödüyoruz. Eğer bedelini ödemeye hazırsak problem değil. Ama birşey olmaz diye geçiştirmenin bedeli bazen daha ağır olabilir. Her insan bazen "ben neden bir türlü mutlu olamıyorum" diye düşünüyordur. Bence daha bedelini ödemediğindendir. Bazen de "neyin bedelini ödüyorum acaba" deriz. Ya farkında olmadan yaptığımız bir hatanın bedelini ödüyoruzdur ya da ileride yaşayacağımız iyi günlerin bedelini şimdiden ödüyoruzdur. Aslında kulağa pek hoş gelmese de iyidir bedel ödemek. Bir nebzede olsa hayatı adil kılar.
Sonuçta işin özü şudur; gerçekten ben ne istiyorum bunu bilmek, gerektiğinde bedeller ödeyerek istenileni elde etmek ve bunun sonucu hayatı farkına varak doya doya yaşayabilmektir.
|